Karadeniz’in Gizemi ve Sisçi Dursun
Sevgili dostlar, bilirsiniz Karadeniz’in dağları bir başkadır. Hele Trabzon’un yüksek köylerine doğru çıktığınızda, o yoğun sis bir yorgan gibi örter her yanı. İşte o sisin içinde sadece ağaçlar, kayalar saklanmaz; bazen aklımızın almayacağı sırlar, dilden dile dolaşan efsaneler de gizlenir. Bugün size, o dağlarda “öte alemle” köprü kurduğuna inanılan Dursun Amca’nın yürek burkan, tüyleri diken diken eden ibretlik hikayesini anlatmak istiyorum. Çaylarınızı aldıysanız, yamacımıza yanaşın, başlıyoruz.
Yalnızlığın İçindeki Kalabalık
Bizim buralarda ona “Sisçi Dursun” derlerdi. Maçka’nın o sarp kayalıklarına bakan, medeniyetten uzak, derme çatma bir ahşap evde tek başına yaşardı. Gençliğinde çok sevdiği karısını amansız bir hastalıkta kaybettikten sonra bir daha hiç toparlanamamıştı. İnsanlardan koptu; dağlara, o bitmek bilmeyen sise sığındı. Ama köylülerin fısıltıyla anlattığına göre Dursun Amca hiç de “yalnız” değildi.
Bazen köye erzak almaya indiğinde, kimsenin bilmediği, bilmesinin imkansız olduğu şeyleri söylerdi. “Cemal’in ineği uçurumdan düşecek, bu gece ahırdan çıkarmasın” derdi, iki gün sonra inek harbiden düşerdi. “Yarın fırtına kopacak, denize açılmayın” derdi, hava günlük güneşlikken bir anda gök yarılırdı. Köylü ona hem saygı duyar hem de ondan fena halde korkardı. Kaynağını sorduklarında ise omuz silker ve o meşhur, ürpertici lafını ederdi:
“Ben bilmem… Sis fısıldıyor, perdenin arkasındakiler anlatıyor. Onlar hep bizimle, sadece siz duymuyorsunuz.”
Çizgiyi Aşmak
Ah be dostlar, insanın en büyük zayıflığı nedir bilir misiniz? Kibre kapılmak ve haddini aşmak… Dursun Amca zamanla bu “iletişim” işini o kadar takıntı haline getirdi ki, köyün kahvesine inip “Ben öte alemin kapısını buldum, rahmetli karımı da oradan çekip alacağım” demeye başladı. Gözlerindeki o eski hüzünlü, masum adam gitmiş; yerine bambaşka, karanlık bakışlı biri gelmişti.
Köyün yaşlıları, görmüş geçirmiş hocaları “Etme Dursun, eyleme Dursun! Allah’ın işine karışılmaz, gaybı kurcalayan ateşle oynar, musallata uğrarsın” dedilerse de dinletemediler. Dursun Amca artık yemeği içmeyi kesmiş, geceleri o zifiri karanlıkta dağlara çıkıp bağırarak, tuhaf dillerde birileriyle (ya da bir şeylerle) konuşmaya başlamıştı.
O Karanlık ve İbretlik Gece
Kasım ayının sonlarıydı. Trabzon dağlarına öyle ağır bir sis çöktü ki, inanın bana elinizi uzatsanız kendi parmaklarınızı göremezdiniz. O gece Dursun Amca’nın evinin olduğu tepeden anlamsız çığlıklar, tuhaf uğultular geldiğini yemin ederek anlatanlar var bugün bile. Sanki doğa dışı bir şeyler o tepede toplanmıştı. Ertesi sabah hava açıp sis dağıldığında, muhtar ve birkaç cesur köylü endişelenip Dursun’un evine çıktılar.
Evin kapısı ardına kadar açıktı. İçerisi buz gibiydi. Duvarlarda soba kömürüyle çizilmiş, kimsenin okuyamadığı, insanın ruhunu daraltan garip semboller vardı. Eşyalar darmadağındı. Dursun Amca’yı ise evin biraz ilerisindeki yaşlı ve kurumuş meşe ağacının dibinde buldular.
Canım kardeşlerim, adamın bedeninde tek bir kesik, tek bir yara izi bile yoktu. Ama gözleri fal taşı gibi açılmış, saçları o tek gecede bembeyaz olmuştu. Yüzünde öyle korkunç, öyle dehşet verici bir ifade donup kalmıştı ki, onu o halde bulanlar haftalarca uyku uyuyamadı. Sanki o “öte alem” dediği yerin perdesi bir anlığına gerçekten aralanmış ve Dursun Amca, bir insan aklının asla kaldıramayacağı o korkunç gerçeği görmüştü. Yüreği bu dehşete dayanamayıp oracıkta duruvermişti.
Kıssadan Hisse
O günden sonra kimse o tepeye ev yapmadı, hatta hayvanlarını bile o tarafta otlatmadılar. “Sisçi Dursun’un Tepesi” olarak kaldı oranın adı. Bu yaşanmış hikaye, Trabzon köylerinde soba başlarında hep bir ibret olarak anlatılır.
Bu hikaye bize her zaman şunu hatırlatır: İnsanoğlu sınırlarını, haddini bilmeli. Acımız ne kadar büyük olursa olsun, bilmediğimiz ve bize ait olmayan denizlere yelken açarken, o zifiri karanlıkta neyin pusuda beklediğini asla bilemeyiz. Gaybın anahtarı bizde değil güzel dostlar; o kapıları zorlamanın sonu, kendi aklımızın zindanında deliliğe ve dehşete teslim olmaktır.
Allah hepimize akıl sağlığı, huzur ve tevekkül nasip etsin. Geceniz sakin, kalbiniz ferah olsun. Kalın sağlıcakla…
