Kocaeli’nin Kartepe İlçesinde Gece Yapılan Ruh Seansı: Periler Geri Dönmedi
Gece, Kartepe’nin üzerini kalın bir sessizlik gibi örttüğünde insanlar konuşmayı keser. Rüzgâr bile cümlelerini tamamlamadan geri döner; ağaçların arasından geçen her uğultu, sanki görünmez bir kapının aralığından sızar. O gece yapılan ruh seansı da bu sessizliğin içine gömüldü.
Kimse bunun “nasıl yapılacağı”nı anlatmadı; çünkü anlatmak, bazen kapıyı aralamaktır. Yine de masanın etrafında toplananlar, ellerini titretmemeye çalışarak aynı düzeni kurdu: mumlar, kâğıtlar ve konuşulmayan bir niyet. Ateşin titrek ışığı duvarlara uzanırken yüzler de soluk bir gölgeye dönüştü. Seans boyunca duyulan tek şey, nefeslerin boğazda düğümlenmesi ve arada bir mum fitilinin cızırdayan sesi oldu.
İlk anlar sıradan sayılabilirdi. Kimileri hayaletlerin adım sesini duyuracağını söyler; kimileri “cevap gelmezse bile bir şey olur” der. O gece ise cevap, beklenenden farklı geldi. Dışarıdan gelen soğuk, pencere kenarlarını yokladı. Camın buğusu bir anlığına çizgiler halinde açılıp kapandı; sanki birileri camın ötesinden parmaklarını gezdiriyordu.
Seans ilerledikçe odanın içindeki hava ağırlaştı. Mum alevleri yukarı doğru değil, yan tarafa doğru eğildi. Bu, rüzgârın yönünden bağımsızdı; daha çok odanın içindeki görünmez bir akıntının yön bulması gibiydi. Masanın üzerindeki kâğıtlar titredi. Kâğıtların titremesi, birinin elini masaya koyup çekmesi kadar ani ve netti.
Sonra kelimeler geldi; ama konuşan kimse yoktu.
Çünkü duyulan ses, bir insanın ağzından çıkmıyordu. Sesin tonu, sanki odanın duvarlarına sürtülen kuru bir fısıltı gibiydi. “Geri dönmeyin” demedi; “dönmeniz gerekmiyor” gibi bir ağırlık taşıdı. Seansın amacı neydi, niyet neydi—kimse tam olarak söyleyemedi. Yalnızca o anlarda, perilerin geri dönmediği fikri bir cümle gibi zihne çakıldı.
Periler geri dönmezse, geride ne kalır?
O gece, seansı bitirdiklerini düşündüklerinde bile odanın içindeki soğuk azalmadı. Mumlar söndüğünde bile karanlık eşit dağılmadı; bazı köşeler daha koyuydu. Koridorun ucundan gelen sessizlik, sanki adımların başlamasını bekliyordu. Kapı aralığından dışarı bakıldığında, hava normal görünüyordu; ama insanın boğazına dolan o tuhaf his, “normal” kelimesini reddeder.
Sabah olduğunda herkes aynı şeyi fark etti: Evde, geceden kalma bir şey vardı; görünmeyen ama varlığını inatla hissettiren. Kimse “periler” kelimesini yüksek sesle tekrar etmedi. Çünkü bazı kelimeler, çağırdıkları şey geri dönmediğinde bile kapıyı açık bırakır.
Kartepe’de o gece yaşananlar, anlatılırken bile bir tür uğultu taşıyor. Anlatan kişi, cümle kurdukça sanki odanın içindeki soğuk yeniden yer değiştiriyor. Ve her seferinde aynı sonuca varılıyor: Seans bitti sandığınız an, asıl şey başlamış olabilir.
Not: Bu metin kurgusal bir korku anlatısıdır. Okurken, ortamın sessizliğini ve ışığın titremesini kendi zihninizde canlandırdığınızda gerilimin daha gerçek hissettireceğini fark edebilirsiniz.


